Kategori arşivi: Seramik Dünyasından Haberler

Şile’de Maden Testi Vahşi’mi Çevreci’mi – O kil çıkarılmazsa 220 bin kişi işsiz kalır

İSTANBUL – Hızlı yapılaşma, otoyollar ve yangınların baskısıyla kuzeye doğru çekilen İstanbul ormanlarının ‘son kalesi’ de tehdit altında. İstanbul’un son büyük ormanı Şile’de, hiç el değmemiş doğu kesimi de madenciliğe açılmak isteniyor. Ormanda 243 hektar (yaklaşık 486 futbol sahası) alanda kalker çıkarmak için arama ve işletme ruhsatı alan firma, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) oluru almaya çalışıyor. Firma eğer istediği izni alabilirse, ormana bir de entegre maden işleme tesisiyle liman kurmak istiyor. Yine Şile ormanlarının doğu kesiminde, 100 hektar (yaklaşık 200 futbol sahası) büyüklüğünde alanda maden arama ruhsatı alan başka bir şirket, işletme izni çıkarmak için hazırlıklarını sürdürüyor.

Şile-Ağva Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ŞADER) eski başkanı Süleyman Eren kararlı: “Ömerli-Şile arasında kalan batı ormanları bitti, müdahale edemedik. Sıra doğuya geldi. Buna izin vermeyeceğiz, doğuda kalan ormanlar için mücadele vereceğiz.”

Ama Seramik Federasyonu Genel Sekreteri Germiyan Saatçioğlu da kararlı ve kesin konuşuyor: “Türkiye’de üretilen seramiğin hammaddesinde yüzde 70 oranında Şile kili kullanılır. Şile kili çıkarılmazsa, Türkiye iki katından fazla para ödeyerek Ukrayna’dan, İngiltere’den kil getirmek zorunda kalır. Seramik 2 milyar avroluk sektör. Kil çıkarılmazsa, 220 bin insan işsiz kalır. İthal kille sektör sürdürülemez.”

Türkiye’deki kil rezervlerinin yüzde 60’ının, silis rezervinin yüzde 90’ının Şile sınırları içinde olduğunu hatırlatan AKP’li Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu da madenciliğe külliyen karşı çıkmanın ‘gerçekçi’ olmadığı görüşünde.
Ama Başkan Tabakaoğlu da Şile ormanlarının doğusunun, özellikle sahil kesiminde Şile-Ağva ve Kandıra güzergâhındaki ormanların ‘mutlaka’ korunmasını, gerekirse sit alanı ilan edilmesini istiyor. Tabakoğlu, aksi takdirde Şile köylüsünü, burada nefes alan İstanbulluyu, madenciyi mutlu eden; Şile’yi Şile yapan ekolojinin çökebileceğini belirtiyor.

Şile’nin batısı, 50 yıl önce…

Şile, İstanbul’un yüzölçümü açısından en geniş ama aynı zamanda 25 binlik nüfusuyla en tenha ilçelerinden biri. Kuzeye, Karadeniz kıyılarına kadar inen toplam 63 bin hektarlık ormanıyla da bir cennet.

Ancak bu cennetin içinde biraz ilerlediğinizde çölü andıran toprak parçalarıyla, içi yağmur suyuyla dolmuş dev kraterlerle karşılaşıyorsunuz. Çünkü Şile doğal güzelliklerinin yanı sıra, kil ve silis açısından da zengin. Ormanlarda yaklaşık 50 yıldan beri 51 çeşit maden çıkarılıyor. En önemlileri kil ve silis. Kil seramikte, silisse başta cam olmak üzere ağır sanayide kullanılıyor.

Doğusuyla batısıyla toplam yüzölçümü 63 bin hektar olan ormanların batı bölgesinde, halen 334 hektarda, yani toplam ormanın yüzde 0.5’u kadar alanda 219 adet maden ocağı çalışıyor. Ormana yayılmış bu 219 ocak yüzünden, bazı bölgelerde iki adımda bir dev çukurlarla karşılaşıyorsunuz. Bir tarafta iş makineleri kazıyor, bir tarafta cevher yüklü kamyonlar tozu dumana katarak orman toprağını taşıyor.

Şile’nin doğusu, bugün

Batıda durum bu. Ama artık doğuda da hareketlilik var. Şile ormanlarının doğusunda 243 hektar alanda kalker çıkarmak, kalkeri işlemek için entegre tesis, taşımak için de liman kurmak üzere arama ve işletme ruhsatlarını alan firma, ÇED oluru almaya çalışıyor.

Koca Grubu’na ait İntek İnşaat, çıkardığı kalkeri, entegre tesiste işleyecek, limansa sadece Şile çevresindeki madenlere hizmet etmekle kalmayacak, Orta Avrupa’dan Tuna Nehri yoluyla gelen küçük ve orta ölçekli gemilerin, Boğazlara girmeden Anadolu’nun içlerine mal getirip götürmesini sağlayacak.

İntek firmasının ÇED toplantısı yaptığı Kabakoz Köyü tedirgin. Muhtar Hasan Yılmaz, köylerinde maden çıkarılmasına kesinlikle razı olmayacaklarını, bunu gelen firma temsilcilerine de anlattığını söyledi Yılmaz, “Liman için ormanda yeni yollar açılması gerekir. Ağır tonajlı TIR’lar burayı kullanacak, bundan hem doğa hem de köylülüler olarak çok etkileniriz. Liman yapılır denilen bölgede Karadeniz balıklarının neredeyse tüm çeşitleri var. Levreğin yumurtlama bölgesi burası. Meşhur Şile palamudunu artık yiyemeyiz” dedi.

Çevre, Turizm ve Tarım bakanlıklarıyla İSKİ, proje için olumsuz görüş bildirmiş. Ancak süreç işliyor. Arama ve işletme ruhsatını 20 yıl önce alan İntek’in, ‘olumsuzlukları gidererek’ yeniden başvuru yapma hakkı bulunuyor.
Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu ve çevrecilerin verdiği bilgilere göre diğer başvuru sahibi maden firmasının 100 hektarlık alanda arama ruhsatı var. Ancak firmanın adını bilen yok.

Yüzde 1 nedir ki?

Her iki firma faaliyete başladığında, Şile ormanlarının yüzde 1’i madenciliğe açılmış olacak. Maden getirisi göz önüne alındığında yüzde 1, çok çok küçük bir oran gibi gözüküyor. Ancak söz konusu olan sıradan bir arsa, verimsiz bir tarla değil, İstanbul’un son büyük ormanı olunca, endişe doğuruyor.

İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Adil Çalışkan uyarıyor: “Yüzde 1’lik alan çok büyük değil, nasılsa tekrar orman olacak deniliyor. Ancak maalesef öyle olmuyor. Ekosistem bozuluyor. Sorun açılan maden ocaklarının olduğu gibi bırakılması. Devlet, ‘Ağaç kesiliyor’ diye para alıyor ancak üretilen oksijenin, bozulan orman estetiğinin parası alınamıyor. İstanbul’un güney kuşağında geniş yapraklı orman kalmadı. Kuzeydeyse sadece İğneada longoz ormanları, Belgrad ormanları ve Şile ormanları var. Şile bu ormanların en büyüğü ve İstanbul’un akciğeridir.”

600 bin kamyon moloz gerek

Bu hafta Bosna Hersek gezisi sırasında “Çevreci madenciliğe evet, vahşi madenciliğe son” mesajını veren Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, ormanların içinde açılan gediklerin ‘bilimsel yöntemlerle, en doğru biçimde kapatılacağı’ sözünü vermişti.

Ancak bu sözler bile çevrecilerin şikâyet ettiği sorunları sihirli değnek misali çözmüyor. Bölgedeki bir çok madenciyle mahkemelik olduğunu anlatan Şile Sivil Toplum Platformu Sözcüsü Ketenci öfkeli: “Madenciyi arıyoruz. Bize ‘Benim ruhsatım 100 yıllıktı, rehabilite etmek için daha zamanım var’ diyor. Halbuki ordaki alanın rezervi bitmiş durumda. Böyle çok örnek var. Her yer mahvolmuş durumda.”

Şile ormanlarındaki bütün maden çukurlarının rehabilite edildiğini ve edileceğini belirten Orman İşletme Müdürlüğü yetkilileriyse, havadan çekimlerde görülen çukurların da halen faaliyeti süren ocaklar olduğunu söyledi. Orman İşletmesi, Şile’de şu ana kadar işlevi biten maden sahalarında 482 hektarı ağaçlandırmış. Yetkililer halen ormanda iki dev çukur bulunduğunu belirtti. Bu çukurlar da ‘4 milyon 750 bin metreküp’ toprakla doldurulacak. Ardından üzeri ağaçlandırılacak.

İ.Ü. Orman Fakültesi Dekan Yardımcısı Çalışkan’ın hesabına göre 4 milyon tonluk bir boşluğu doldurmak için ormana 600 bin kamyon dolusu moloz taşımak gerekiyor.

‘O kil çıkarılmazsa 220 bin kişi işsiz kalır’

“Şile kili çıkarılmazsa 220 bin kişi işsiz kalır” diyen Seramik Federasyonu Genel Sekreteri Germiyan Saatçioğlu tepkili: “Şile’de hem orman hem turizm bölgesi olması dolayısıyla Çevre Bakanlığı’ndan izin almak zorlaşıyor. Bu izinleri bakanlık hafife alıyor, geciktiriyor ve engelliyor. ‘Kil geliri, turizmden de sağlanıyor’ deniliyor. Oysa sağlanmaz. Çevre örgütleri de kötü misalleri emsal gösterip madenciliği tamamen engelleyerek tek taraflı girişimlerde bulunuyor. Mutlaka orta yol bulunmalı. Maden ülkenin servet kaynağı.”

Koca Grup Yönetim Kurulu Üyesi Cihangir Koca ise gerekirse proje değişikliğine gideceklerini belirtti: “Kalker maden işletmesiyle birlikte asıl amacımız bir liman açmak. Büyük ihtimalle projede değişiklik yapılacak. Gerekirse maden işletmesi ve entegre tesisi yerine sadece liman yapmak için değişikliğe gidebiliriz. Liman, 20 metre genişliğinde ve 300 metre uzunluğunda mendireksiz olacak. Küçük bir dolgu alanı da olacak. Bağlanacak gemiler en fazla 10-15 bin ton civarında olacak. Biz yurtdışında yeterince para kazanıyoruz. Ülkemizde yatırım yapalım diye düşündük. İstemiyorlarsa yapılacak bir şey yok.”

Radikal 22.04.2008 

Yıldız Çini ve Porselen El İşçiliğinde Dünyada Rakip Tanımıyor

El işçiliğinde dünyada rakip tanımıyorlar

Dünyanın el işçiliği ile üretim yapan tek fabrikası TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na bağlı Yıldız Çini ve Porselen, ürünleriyle sarayların ve köşklerin duvar, vitrin ve tavanlarını süslüyor. En büyük müşterisi ABD olan işletme, İngilizler’e ve Arap şeyhlerine de büyük miktarda ürün gönderiyor.

Türkiye’nin geleceğine yön veren önemli tartışmalara sahne olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin birbirinden değerli sanat eserlerini ürettiğini biliyor muydunuz? TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na bağlı Yıldız Çini ve Porselen İşletmeleri, 112 yıllık gelenekle il sanatlarına hizmet veriyor. Dünyanın el işi ürünler üreten tek işletmesi olduklarını ve bir başka rakipleri daha bulunmadığını belirten İşletme Müdürü Kaya Okçuoğlu, “Müşterilerimiz sırada bekliyor” dedi.

OKUL GÖREVİ YAPIYOR
Yıldız Sarayı’nın ön bahçesinde yer alan Boğaz manzaralı fabrikada sürekli orijinal, yeni desen ve form çalışmalarının sürdürüldüğünü söyleyen Okçuoğlu, desenlerde Türk el sanatlarının yansıtıldığını belirtti: “Dünya saraylarını dolaşarak, ürünlerin desenlerini belirliyor ve bunların orijinallerini üretiyoruz. Tasarımlarımız rastgele değil. Üniversiteler dahil 15 kurumla ilişki halindeyiz.” İşletmede çalışanların çok özel olarak yetiştirilmiş kişiler olduğunu vurgulayan Okçuoğlu, “Bir kişi fabrikada en az iki yıl çıraklık yapıyor. Tam randıman alınması içinse en az 10 yıl çalışması gerekiyor” dedi. Okçuoğlu, sarayların çini, porselen işlerinin onarımlarını da üstlendiklerini ve Güzel Sanatlar’da ilgili öğrenimi gören 50 öğrenicinin de her yıl staj için kendilerine geldiğini ifade etti.

EN BÜYÜK PAZAR
ABD Bir yılda el dekoru 50 bin parça eser ürettiklerini belirten Okçuoğlu, şunları söyledi: “Ek olarak pres işi (fabrikasyon) 250 bin parça da sofralık ürün üretiyoruz. Sipariş veren müşteriler şu anda sırada bekliyor. Başta ABD olmak üzere İngiltere ve Arap ülkeleri en büyük müşterilerimiz. Örneğin yakın zamanda Katar İçişleri Bakanlığı iki parti mal aldı. Katar Dışişleri Bakanlığı sipariş verdi, Kuveyt Şeyhi sürekli müşterimiz. Arap sarayları, Dolmabahçe, Topkapı, Yıldız Sarayı ürünlerimizle dolu. Sıradan müşteri pek yok.” ABD İstanbul Başkonsolosu’nun göreve başlamasından bir hafta sonra 2 vazo, 2 çini siparişi vermesinin kendisini çok şaşırttığını ifade eden Okçuoğlu, “Başkonsolos ABD’de çok bilindiğimizi söyledi. Zaten ABD Grand Marketler Zinciri, Yıldız Porselen’in ürünlerini pazarlamak için teklif verdi. Bizim de en büyük toptan pazarımız Amerika” diye konuştu.

NELER ÜRETİLİYOR?
Fabrikada; duvar tabakları, vazolar, şekerlik, çaykahve takımları, abajur, avize, çini duvar tabakları üretiliyor. Ürünler üretimine göre üç tarza ayrılıyor: Birincisi, ‘süsleme’ denilen ve pek pahalı olmayanlar. Kişinin kendi kabiliyetine bağlı yaptığı işler. İkincisi, ‘parselli’ tarz. Özelliği; mamulün belirli bölgelerinde kurallı çalışılması. Üçüncüsü ise, ‘klasik’ tarz. Orijinaline sadık kalınarak, oya gibi işlenen ancak çok zaman alan işler. En pahalısı da zaten ‘klasik’ işler. Çininin hammaddesi; seramik ağırlıklı kaolen ve feldispat karışımı. 600-700 derece ısıda fırınlanıp, pişiriliyor. Porselenin ise kaolen, kil, feldispat, kuars (silis), mermer tozu, camsuyu, bentonit ve bisküvi kırığı denilen, porselen kırıkları karışımı. Porselen, bin 400 derece ateşte fırınlanıyor. Kısacası çini ve porselen, topraktan çıkıp, usta ellerde değer kazanıyor.

PORSELEN DAHA RİSKLİ
Kaya Okçuoğlu, porselen üretmenin çok daha riskli olduğunu da anlattı: “Çalışmanın her aşamasında ürün bozulabiliyor. Hammadeci hazırlıyor, tornacı ve dökümcü ürüne şekil veriyor. Rötüşçü, mamulün çapaklarını temizliyor, fırıncı pişiriyor. Baskıcı ve el dekorcusu görevini yaptıktan sonra desenleme başlıyor. Dekorlu porselen dört defa pişiriliyor. Her aşamada ürüne sabırla katkıda bulunan sanatçılar; 7 saat pişip, 7 saatte de soğutulan ürünün fırından nasıl çıktığını görmek için sabahları merakla fırınların başında bekliyor. Hata oranı binde 9 olduğu için ürün her zaman ıskartaya çıkma riskine sahip.”

SALİM YAVAŞOĞLU MERKEZ

sabah.com.tr den alınmıştır

Züchex 2007 Züccaciye Hediyelik Eşya Fuarı

Cam Hediyelik Eşya Üreticileri ve Satıcıları, Seramik Hediyelik Eşya Üreticileri ve Satıcıları Porselen Hediyelik Eşya Üreticileri ve Satıcıları, ve Züccaciye Ürünleri Satıcı Firmaları; her sene olduğu gibi bu sene de Züchex 2007 18. Uluslararası Züccaciye Hediyelik Eşya ve Elektrikli Ev Gereçleri Fuarı’nda buluşuyor……

Züchex 2007 18. Uluslararası Züccaciye Hediyelik Eşya ve Elektrikli Ev Gereçleri Fuarı, 22-26 Ağustos 2007 tarihleri arasında Tüyap Fuar Merkezi, Beylikdüzü İstanbul adresinde….

Ayrıntılı bilgi için; zuchex.com